Ha gayret...

Artık yapmam lazım. Kendime en azından bu kadarını borçluyum. Aklımda ve kalbimde dönüp duran cümleler bunlar. Bu zamana kadar ertelediğim için kızmıyorum kendime. Zor bir iş çünkü. Annemi anlatacağım. Zehrimi akıtır gibi. Kendi anneme ve çocukluğuma bu denli yakından bakacak olmak için bu yaşa (34) gelmem gerekiyordu. Öncesinde konu konuşamayacağım ve hatta gündem yapamayacağım kadar zorluydu. Ama artık büyüdüm. Zaman zaman inanmasam da bu böyle. Anneme karşı adını koyamadığım tüm duygularımı yazacağım. Belki böylece adlarını koyabilirim umuduyla. Çünkü biliyorum ki adını koyarsam yüreğimdeki ağırlığı hafifleyecek bu duyguların. Adlarını söyleyerek uğurlayacağım hatta kalbimden. Geri gelebilirsin ama şimdi gitmen lazım diyerek. Geri gelse kimin geldiğini bilerek. Şu an için tanımadığım tanımaya korktuğum karanlık gölgeli yüzlerle çevrili gibi kalbimdeki odalar. Önce o karanlık geçecek. Belki gün ışığında daha da çirkinleşecek suretleri. Ama yine de görmek bana iyi gelecek. Sezgisel olarak da olsa buna eminim. Zaten daha güçlü bir yetimiz var mı?

Kendime karşı koyduğum kurallar var bu blogda. Kural bir; blogu çok yakınım birkaç kişi dışında kimse bilmeyecek. Yoksa yazamam özgürce. Konu ağır bense ürkeğim. Gerek yok.

Kural iki; her yazı yazıldığı gibi paylaşılacak. En fazla dil bilgisi hataları düzeltilecek. Yoksa biliyorum içimdeki mükemmeliyetçi ortaya edebi eser çıkarmaya çalışacak. Bense yazar olmayı değil şifalanmayı hayal ediyorum. Diğerinin yeri burası değil.

Kural üç; her gün veya iki güne bir yazılacak. Yoksa kalbimin pencerelerini açmadan günler haftalar geçiyor. İçinde oksijen kalmayan odalardan boğulurcasına çıkıyorum. Gerek yok. Yazılacak ve o pencereler karlı günde de güneşli günde de açılacak.

Blogun adından da anlaşılacağı üzere şu an için annemle ilişkimi kızımın anneannesi olması üzerinden kuruyorum. Dolaysız bir ilişki için çok ağlamam ve çok gülmem lazım. Onun için bu kelimeler zaten. Bir de kendimi önemsemezken bile kendimin mutsuz çocuk halini görmemezlikten gelemeyeceğim tek bir konu var: kızım. İstiyorum ki onunla ilişkim benim çocukluk yaralarımdan muaf olsun. Daha özgür daha cesur bir anne olmak için önce evlat olarak kendimi baştan var etmem lazım. Sonrası kolay. Şu an annem 59 ben 34 kızımsa neredeyse 3 yaşında. İkisi arasında salınan bir sarkaç olarak keyifle dokunmak istiyorum her iki ucu da. Hafiflemem ve akışa bırakmam lazım kendimi. Ama işte o yaralar öylesine yüklü ki yapışıp kalıyorum bir tarafa. Uçuşamıyorum. Ama olacak, hayalini kuruyorum.


Kat ettiğim yolları ve önümde duran upuzun yokuşları anlatacağım. Bana şans dileyin. Çok ihtiyacım olacak.

Yorumlar

Yorum Gönder